Utrust Coin CEO’su Sanja Kon Röportajı
Sanja Kon, geleceğin paraları ile geleneksel e-ticaret arasındaki boşluğu kapatmak isteyen blockchain tabanlı bir ödeme ekosistemi olan Utrust‘un CEO’su. Utrust‘un ana odak noktası, dijital varlıkların erişilebilirliğini iyileştirmek ve kripto para birimleriyle alışverişin benimsemesini artırmak için uluslararası düzeyde önemli oyuncularla ortaklık kurmaktır. Uzun bir süredir kurumsal dünyanın içerisinde olan Sanja Kon, Utrust’a katılmadan önce, birçok Fortune 500 şirketi ile çalıştı. eBay‘de, profesyonel satıcıların satış deneyimini geliştirmek için önemli küresel ilişkiler kurarak Avrupa ortaklık stratejisine başkanlık etti. PayPal‘da ise dev şirketler için ödeme çözümleri sunmaktan ve yürütmekten sorumluydu.
Cointelegraph‘ın Utrust CEO’su Sanja Kon ile yaptığı 6 soruluk mini röportaj:
Soru 1: Ademi merkeziyetçilik sizin için ne ifade ediyor ve neden bu kadar önemli?
Ben Bosna’da doğdum ve savaşın eski Yugoslavya’daki bireyler ve şirketler üzerinde yarattığı yıkıcı ekonomik ve siyasi etkiyi gördüm. Çoğumuz nispeten istikrarlı olan para birimleri ve hükümetlerin var olduğu, gelişmiş bir ülkede yaşama ayrıcalığına sahibiz. Bu nedenle hükümetlere, kurumlara ve kuruluşlara güvenmemizin sonuçlarını pek düşünmüyoruz. Ancak bugün milyarlarca insan istikrarsız hükümetlerin, savaşların ve yüksek enflasyonun olduğu ülkelerde yaşıyor. Bu, tam olarak da ademi merkeziyetin kilit rol oynayacağı bir ortam. Benim için ademi merkeziyetçilik paranın, maliyenin ve servetin kontrolünü kendi elimize almak anlamına geliyor. Bu nedenle finansal sisteminde başarısız olan ve Türkiye, Brezilya ya da Kolombiya gibi para biriminde büyük bir devalüasyona sahip olan ülkelerde kripto para biriminin benimsenmesinin daha yüksek olduğunu görmek hiç de şaşırtıcı değil. İnsanlar nihayet servetlerini korumak ve kontrolü ellerinde tutmak için bir çözüm yoldu buldular diyebilirim.
Soru 2: Önümüzdeki 12 ay boyunca blockchain’deki en büyük trendin ne olacağını düşünüyorsunuz?
Önümüzdeki 12 ay içinde DeFi‘nin daha fazla benimsenmesini görmeyi çok istiyorum ve yakından takip edeceğim trend de bu. Kripto alanındaki insanlar için DeFi zaten “eski bir haber”. Bununla birlikte asıl zorluk, henüz kripto meraklısı olmayan kişiler için hizmetlerin erişilebilirliğini nasıl iyileştireceğimiz olacak. İlk rakamlar ve büyüme çok heyecan verici: DeFi’nin toplam kilitli değeri Ocak 2020’de 680 milyon dolardan Şubat 2021’de 41 milyar dolara çıktı! İnsanların, bu uygulamaların kullanıcılara ait olduğunu ve merkezi olmayan uygulamaların ilkelerini anlamaları gerekiyor. Kullanıcılar bunlardan (DeFi) yalnızca finansal olarak faydalanmakla kalmaz, aynı zamanda ürünlerin geliştirilmesine de katkıda bulunur. Bu nedenle yeni müşterileri çekmek için bu platformlardaki eğitim metotlarının nasıl gelişeceğini merak ediyorum. Son olarak, kullanıcı deneyiminin basitleştirilmesi de benimsenmeyi teşvik etmenin önemli bir ayağı.
Soru 3: Hayatınızın en utanç verici anı nedir?
Kariyerimin ilk yıllarında Vodafone‘da çalışırken, olabildiğince çok departmanı deneyimlemek için, her 5-6 ayda bir rolümü değiştirebileceğim bir yüksek lisans programı yapıyordum. İkinci işimde kurumsal satış ekibine atanmıştım. Buradaki ilk iş günümde ekip arkadaşım beni ekibin kalanına sunarken, hemen önümde yerde kocaman bir karton kutu olduğunu fark etmedim ve yürürken takılıp tüm ofisin önünde kutuya düştüm. Üstünden on yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen arkadaşlarım, bugün bile hâlâ bundan bahsediyor.
Soru 4: Sizi en çok etkileyen kitap hangisi? Neden?
Büyükannem yıllar önce öldüğünde manevi bir keşif ve aydınlanma moduna girdim. Hayatın daha büyük anlamını, hayatın neyle ilgili olduğunu ve özellikle fiziksel ölümden sonra ne olduğunu anlamak istedim. Bu alanda birçok kitap okudum ama Brian Weiss‘ın Birçok Yaşam Birçok Üstat (Many Lives, Many Masters) kitabı, yaşam anlayışımı derinden değiştiren eserdi. Kitap, hastaları yanlışlıkla geçmiş yaşamlarına geri döndürmeye başlayan geleneksel psikoterapist Dr. Brian Weiss‘in çalışmalarından bahsediyor. Reenkarnasyonun çok geçerli bilimsel kanıtını sunduğu için bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. Bu konu hakkında ne kadar çok şey öğrenirsem bildiklerimin ne kadar az olduğunu hissediyorum ve bu benim için çok heyecan verici. Çünkü varoluşumuz görebildiğimizden çok daha derin ve zengin.
Soru 5: Önümüzdeki 10 yıl içinde Bitcoin ve Ethereum’a ne olacak?
Önümüzdeki 10 yıl içinde Bitcoin ve Ethereum için farklı yollar görüyorum. Bitcoin‘in hız kazandığına ve değer saklama aracı olarak konumunu sağlamlaştırdığına inanıyorum. Özellikle 2020’de Bitcoin’in bu yükselişinin kurumsal yatırımlardan kaynaklandığını gördük. Bu kadar büyük oyuncuların bu alana dahil olması, Bitcoin’e gelecekteki büyümesini ateşleme cesaretini veriyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde, birikimlerini değerlendirme konusunda çeşitli işletmelerden, şirketlerden ve bireylerden giderek daha fazla ilgi göreceğine inanıyorum. Ethereum ile ilgili olarak, ekonominin yepyeni bir alt kümesini besleyeceğine ve merkezi olmayan finansal hizmetlerin benimsenmesini hızlandıracağına inanıyorum. Bu yeni ekonomide, geleneksel finansal hizmetler sunmak için bankalar gibi merkezi finansal aracılara güvenme ihtiyacı olmayacak. Çünkü blokzincirler üzerindeki akıllı sözleşmeler, mevcut finansal hizmetleri daha şeffaf bir şekilde ikame edecek protokoller oluşturacaktır. Ethereum ayrıca erişilebilirliğini artıracak, kendisini herkes için kullanılabilir bir araç haline getirecek ve dünya çapında finansal kapsayıcılığını artıracak.
Soru 6: Ebeveynleriniz, sevgiliniz, arkadaşlarınız veya çocuklarınız size neler diyor?
Sabırsızlığımdan bahsediyorlar. Çok azimli ve hızlı tempolu biriyim, bu yüzden bir şeylerin olmasını beklemem gerektiğinde veya diğer insanlar yavaş davrandığında çok sabırsız oluyorum. Bu, günlük yaşamda kuyrukta beklemek gibi şeyler olarak bile düşünülebilir. Neyse ki çoğu alışveriş çevrimiçi yapılabiliyor artık. Arkadaşlarımın bana sık sık söylediği bir diğer şey de daha çok rahatlamam gerektiği… Her zaman hareket halindeyim. Çalışmıyorsam bile ya bir şeyler öğreniyorum, egzersiz yapıyorum ya da bir şekilde zihnimi besliyorum. Bu harika olsa da rahatlamak da önemli ve bu son yıllarda geliştirmeye çalıştığım bir şey. Meditasyon, zihinsel farkındalık gibi şeylere veya sadece bir film ya da dizi izlemek gibi küçük zevklere daha fazla zaman ayırıyorum.
